18 Ara 2009

İknacı Taksici


Akıllı beni bulmaz deli peşimden ayrılmaz. Durum böyle olunca taksi şoförlerinin de pek normali denk gelmez bana doğal olarak. Deli olurum çenesinin ayarı olmayan şoförlere. Geçen akşam bunlardan birine denk geldim yine. Bu noktadan sonra bu şahıs “İknacı Taksici” diye anılacaktır, böyle biline.

Hava kararmış, buz gibi, uyuz İstanbul yağmuru yine toz edasıyla savrulmakta etrafa ve gözlerinizi açmanızı bile engellemekte. İşten çıktım. Taksi arıyorum. 5 dk. kadar bekletikten sonra şanslıyım diye düşünerek bulduğum taksiye atladım. İknacı Taksici abimiz buyur etti arabasına kocaman bir gülümseme ve kibar bir tavırla. İlk anda mutlu oldum böylesine denk geldiğim için. Nadirdir bu cinsine denk gelmek İstanbul sokaklarında. Ben de “İyi akşamlar” dedim, gideceğimiz yeri söyledim. Sonra sustum. Ben sustum da benim susmam bizim iknacıya yetmedi. Ağzını bir açtı ve 35dk boyunca susmadı. Neler anlatmadı ki! Tamam tamam neler anlattığını da yazacağım da önce bu İknacı Taksici’nin nereden geldiğini bir yazayım zaten böylece anlatıklarının bir kısmını da tamamlamış olacağım.

Trafik inanılmaz sıkışık, sinir bozucu bir yerde kaldık. Sinir bozucu çünkü hemen önümüzde bir otopark girişi var. Onun içinden geçebilsek kafadan bir 20dk kazanmış olacağız ama kapıda bekleyen görevli geçiş izni isteyen bir kaç arabayı direkt gönderdi “Hayır” cevabı ile. İknacı Taksici de bekledi bekledi. Karar verdi. “Ben inip konuşacağım görevliyle, kesin ikna ederim ben onu” dedi ve indi. Taksinin içinden sadece el kol hareketlerini görebildim ama gayet net mesajlardı. Görevli güvenlik kamerasından kontrol edildiğini falan söylüyor, işsiz kalırım diyor, falan diyor, filan diyor. İknacı Taksici de artık ne dedi bilmiyorum ama bir anda kapı açıldı biz ve arkamızdan bize teşekkür edip, el sallayarak gelen diğer araba geçiveriyoruz bir anda. Ben de arka koltukta kraliçe edasıyla gerim gerim geriliyorum arkamızdaki arabaya bakarak.


Bu noktadan sonra İknacı Taksici abimiz ikna yeteneklerini anlatmaya başladı. Aşağıda diyalog şeklinde yazıyorum, buyurun lütfen:
İ.T. : Ben var yaa acaip iknacıyımdır ha. Elimden kimse kurtulamaz. İstediğimi ikna ederim.
NzN: Heee, güzel!
(yaklaşık 2 yıl kadar önce bir taksi şoförünün beni kaçırma teşebbüsünden sonra kestim muhabbeti bu taksici milletiyle, girmem uzun muhabbetlere)
İ.T. : Geçenlerde bir grup arkadaş bir amcanın yanına gittik. 12 tane av tüfeği varmış amcanın ama kimseye vermezmiş haa! Avlanacağız da hep birlikte. Ben bizim çocuklara dedim kesin ikna ederim. Çok iknacıyımdır ben. Gittim konuştum amcayla. 5dk. nın sonunda bana ne dedi biliyor musun? “Hangi tüfeği istersin?”
NzN: .......
İ.T. : Güldüm. En iyisi hangisiyse o olsun. Aldım tüfeği bizim çocuklar şaştı kaldı.
NzN : .......
İ.T. : Sonra bir keresinde ne oldu biliyor musun?
NzN : Yok!
İ.T. : Benim arkadaşlardan biri aradı. Manitayla buluşacakmış, beni de çağırdı “Gel sen de arabayı kullanırsın” dedi. Bunlar alkol falan alacaklar da. Ben alkol de almam. Neyse mırın kırın ettim ama sonunda he dedim. Aldık arabayı gittik. Benim arkadaşın kızın da bir kız ardaşı gelmiş yanında. Ben de içimden başladım düşünmeye “Bunu ikna etsem mi etmesem mi?”. Böyle bakıyorum kıza ve düşünüyorum bi yandan. Benim arkadaş da bana kaş göz yapıyor. Diğer kız bir ara tuvalete gitti de o arada arkadaşım bana  “ Yazsana oğlum” dedi. O arada arkadaşın kız arkadaşı da “Aaaa o domuzun tekidir hayatta yaklaşamazsın, uğraşma” dedi.
NzN : .......
İ.T. : Ben çok kitap okurum bu arada. Evde bir sürü kitabım vardır. Bir tanesi de böyle iknayla ilgili bi kitap.
NzN: Aaa ne kadar güzel. Okumak iyidir. Okuyun okuyun. Adı nedir kitabın?
İ.T. : Hmmm, böyle 700 sayfa bi şey ikna ile ilgili!!
NzN: ıdfhgkfbndzş!!!!
İ.T. : İçinde her durumda nasıl ikna edilir, teknikleri falan anlatılıyor. İşe de yarıyor ha. Mesela kızlar nasıl ikna edilir falan.
NzN: öhö öhö!
İ.T. : Neyse ben bu kitaptan da okuduklarımla iyice ilerlettim bu işi. Ama tabi öyle sadece kitap okumakla olmuyoorr bu iş. Ağzın da laf yapacak! Neyse bak dur anlatayım kızla neler oldu.
NzN: Trafik de pek sıkışık, şuradan mı kaçsak acaba?
İ.T. : Sen bana bırak yollarıııı. Ben götürecem seni kapının önüne kadar.
NzN:.....
İ.T.: Sonra bizim bu arkadaş ve sevgilisi deniz kenarında yürümeye gittiler. Biz de kızla kaldık arabada. Ben de başladım iknaya. Bizimkiler arabaya döndüğünde bu kız benim omuzumda yatıyordu.
NzN: Yok artık!! Sizin “kız” iknaya hazırmış zaten.
İ.T. (gevşek bir gülümseme ile) Ben çok iyi iknacıyımdır. İkna edemeyeceğim yoktur.
NzN: Heee.

Aradan 2 dk geçer. “Oh sonunda sustu” diye düşünürken NzN bizim İ.T. hemen devam eder.

İ.T.: Ben çok kitap okurum. Evde bir sürü kitabım var.
NzN: ......
İ.T.: Bende bir kitap var böyle sihir kitabı gibi bi şey.
NzN: Pardon?
İ.T. : Sihir kitabı gibi bi şey var bende diyorum.
NzN: Nereden buldunuz?
İ.T. : Hatırlamam pek. Ama acaip sihirler var içinde. Ama denemem ben. Korkarım Allah’tan. Mesela bi sihir var içinde. Eline alıyorsun bi parça toprak parmakların açılırsa o toprağı aldığın yerde hazine var. Yok açılmazsa orada hazine yok.

Eğlenmek isteyen NzN sorar: Eee denediniz mi?

İ.T. : Yook. Dedim ya bende Allah korkusu var. Acayip bi şey bu kitap yaaa. Garip garip şeyler oluyor.
NzN: Ee hani denememiştiniz?(belli ki denenmiş o kitaptan bi şeyler )
İ.T. : Ya işte bi kaç arkadaş öyle bi baktık ama garip o kitap garip.

Söylemi ile beni geçiştirir İknacı Taksici.
İ.T.: Ama okurum kitabıı. 2000 sayfa falan ha bi de. Bir tarafı arapça bir tarafı da türkçe bunun. He bir de 2 ayrı kitap bu.
NzN: El yazması falan mı ? Yani biri eliyle mi yazmış bu kitabı?
İ.T.: Yook bildiğin matbaada basılmış.
NzN: Hmmmm
İ.T: Ama içinde neler neler yok bir bilsen!

Bilmek istemiyorum. Bilmek istemediğimi anlatmanın başka bir yolu kalmadığı için de yalandan telefona sarılıyorum ki belki susar. Telefonu kapattıktan sonra aynen kaldığımız yerden sanki sadece nefes arası vermişiz gibi tam gaz devam.

İ.T.: Misal evde kocanla aranda soğukluk var.
NzN: öhöh öhöhöh köh köh!!
İ.T.: Yani kavga ediyorsunuz falan. Bir dua var, alıyorsun onu 72 defa yazıyorsun bir kağıda sonra onu suyun içine mi ne koyuyorsun. Bak hatırlayamadım orasını tam olarak. Sonra o suyu içiyorsun karı koca oluyor sana bal-kaymak.
NzN: Eee hani denememiştiniz??
İ.T. : Denemedimm . Allah korkum var benim. Ama yazıyor valla. Oluyor bunlar. Mesela 3 harflileri çağırmak ya da kovalamak için. Bu arada bildin sen 3 harfliler nedir?

O arada camdan dışarı bakıp bütün ilgisizliğini ortaya koymak isteyen zavallı NzN’den kısık bir ses çıkar: Bildim bildim.

İ.T.: Hah işte onları kovalamak için ya da çağırmak için de dualar var. Bu kitap bana nereden geldi biliyor musun?
NzN: Hatırlamıyordunuz.
İ.T. : Bir zamanlar dükkanımız vardı bizim. Pastane. Biri geldi bu kitabı bana bıraktı. Bilmem kim 1 saat sonra buradan alacak bunu diye. O gün bugündür kimseler gelip sormadı kitabı.

“Allahım bitsin artık bu işkence” düşünceleri ile tekrar telefona sarılan NzN bu sefer yol tarifi alıyor. Hemen bizim iknacı bu sefer NzN'yi ikna çabalarına başlıyor.

İ.T.: Ben bilirim oraları bilirimm. Zaten Levent’in taksisiyim ben. Kapat kapat kontörlerin gitmesin. Yazmasın boşu boşuna. Bak şimdi bedavadan halledeceğiz o işi .

Zavallı NzN de her ne hikmetse bir anda kapatıveriyor telefonu. Pinti mi bu NzN? Hani bedava lafını duydu da kapatıverdi hemen. Yooo alakası yok. Sever hatta para harcamayı. O zaman bu kitaplardan bütün ikna tekniklerini yalayıp yutan abimiz işi kapmış mı gerçekten? Belki de NzN’nin beyni sulanmıştır artık ve düşünme yetisini kaybetmiştir.

Öyle ya da böyle İknacı Taksici bir lafıyla NzN'ye de  o telefonu kapattırdı ya helal olsun! Ama uzun sürmedi. Bu bas&konuş sistemi ile diğer taksicilere yol sorarken NzN bir kaç saniyede geri geldi. Hemen telefona sarıldı, arkadaşından yolu öğrendi ve allaha şükür ki tam da kapının önündeymiş. İniverdi oracıkta taksiden.
İ.T.: Ehehehe Nasıl da bulduk di mi ama yolu?
NzN: Evet evet. Hadi size iyi akşamlar olsun.

Dumur olan NzN arkadaşının evine kendini zor atar. Arka arkaya içilen 10 bardak koyu demlenmiş çay ve yanında çikolatalı pasta ile birlikte meze yaparlar İknacı Taksiciyi geceye...

Bu masal da böyle biter.
Gökten düşen elmalar da  sahibine gider...



3 yorum:

hazirmiyim dedi ki...

Ha ha ha! Çok matrakmış İknacı taksici. O kitapta çalçene taksicileri dut yemiş bülbül yapma "sihiri" de varmıymış acep? :)

ipex dedi ki...

:))) yazık kızım yaa, düşünsene adam bütün gün o arabanın içinde kaç km yol yapıyo o rezalet trafikte. o da naapsın, çeneye vurmuş :)) koptum ama gercekten :)

NzN dedi ki...

hazirmiyim;
Biliyorsun İknacı Taksici kitabı okumuyor!! :)

ipex;
Bana da yazık değil mi ama ya!? Bütün gün çalışmışım bi de o trafikte İkna Teknikleri Eğitimi alıyorum taksici abiden :)
Yine de iyi günümdeymişim ki laf etmeden dinledim. Hem ben de eğlendim işte fena mı!