4 Kas 2010

Adam Karısını Dövmeyi Nasıl Bırakır?

Memleketimin adamı tabii ki bunu da para ile halletmiş. Şaka gibi ama gerçek.

"Diyarbakır'da Sur ve Yenişehir Belediyesi'nde 7 çalışanın eşlerinin şikayeti üzerine toplu iş sözleşmesindeki karar gereği maaşlarının yarısı eşlerine verildi."


Yukarıdaki haberi okudum biraz önce ve içim acıdı.
Kadın döven adama adam denir mi?
Bırak karısını döveni, insana vurabilen insan, gerçekten insan mıdır?
Hatta bir canlının canını acıtabilen bir canlı  nasıl varolabiliyor?

Diyorum size insanlık evrim yolculuğunda ters yolda. Yanlışları düzeltmek için bile yanlış yolları seçmek durumunda kalıyoruz. Adam karısını dövmesin diye para ile terbiye ediyoruz. Vay ki vayyy halimize!!
"Karını döversen bak parandan keserim. Hatta o parayı da gider bi güzel dayak attığın kadına veririm ona göre ayağını denk al" dediğimizde ancak düzeltebiliyoruz bi şeyleri.
Para tatlı ama karın  o kadar tatlı değil!!
Kadın-erkek ilişkisinin geldiği noktaya ve adamın karısını koyduğu yere bakınca ciddi anlamda içim cız ediyor benim.
Bu aileden yetişen çocuklardan nasıl bir gelecek bekliyoruz?
Dinsizin hakkından imansız gelmiş bu sefer ama din ile iman ile nereye kadar arkadaşım??

Öyle ya da böyle bir şekilde terbiye olmuş ya bu erkek kısmısı o da bir şey. Böylelerine ulaşmanın yolu buysa bu  olsun o zaman. Dayakların devam etmesinden bin kat daha iyidir pek tabii.
Hatta belki Amerika'nın eskiden yaptığı gibi bizler de bu şekilde terbiye ediliriz. Çok ağır cezalarla vakti zamanında bir sürü şeyi yasaklamış Amerika. O zamanın yetişkinleri para ve diğer ağır cezalardan korktukları için uzak durmuşlar. Yerlere çöp atmamış, sokaklara işememiş, birbirlerine insan gibi davranmışlar mesela. Bu ortamda büyüyen çocukların doğasına da bunlar yerleşmiş, kanıksanmış, kabullenilmiş ve doğallaşmış bu hareketler. Çocuklar bunları cezadan kaçmak için değil böyle örnekleri görerek büyüdükleri ve doğruları da bu olduğu için yapar hale gelmişler. Tabii ki her şeyin istisnaları olduğu gibi burada da negatif örnekler var ama genel olarak işlemiş mi ? Evet işlemiş. Artık kültürün bir parçası haline gelince de ciddi yasaklar kalmış ve halk alışkanlıkları ile doğru yaşamaya devam etmiş bir çok noktada.

Öyle ya da böyle dayak hiç bir canlının doğasında olamaz. Bizler sevgi temelliyiz. Bizler sevgiyiz. Kendinden ayrı olmayanın canının nasıl acıtmak isteyebilirsin! Acıttığın can senin canından farklı mı ? Değil.

Umarım insanlık olarak yolumuzu buluruz. Ters yolda olduğumuzu farkına varır ve çıkış yolunu aramaya başlarız...

Hepinize sevgi, iyilik, güzellik, neşe, güven, dostluk dolu bir hayat dilerim...

Haber için buraya lütfen.

10 yorum:

femida dedi ki...

dayak ciddi bir sorun, daha neler var dayak ne ki aslında.insanlık ters yöne at nalı koşuyor , bir çözüm yok sapkınlık sapıklık diz boyunu aşalı cok olmuş,iyi dileklerin umut verici ama karşılık bulur mu bilmiyorum benm umudum yok bu konularda

aysema dedi ki...

Dayak yiyen anne çocuklarını, çocuklar da büyükten küçüğe birbirlerini dövüyor. Belki böylesi daha iyi, gücü yeten yetene!
Höt diyeni görünce suskunlaşmamız bundan olmasın? Yüze gülüşlerimiz...

adım adsız dedi ki...

Şu, 'insanlığın yolunu bulması' ile ilgili düşünce ve umutlarınla ilgili olarak, baştan beri biraz farklı düşünüyoruz malum :) İnsanlık için bir şey yapmaktan önce, ondan çok daha önce, kendimiz için çok şey yapmamız gerekiyor! Kendimiz için gerçekten bir şeyler yapabilirsek, insanlık için belki bir şansımız olur. Aslında bu bile, bana ütopik bir iyimserlik gibi geliyor ama, en azından içimizden birinin buna gerçekten inanması yine de güzel :) Saygılarımla...

Kırmızı Çizmeli Kedi dedi ki...

Yazının büyük bir bölümüne katılıyorum, tek bir cümlesi hariç "Öyle ya da böyle dayak hiç bir canlının doğasında olamaz" Tam tersi şiddet bitkiler ve tek hücreliler de dahil olmak üzere tüm canlıların doğasında var. Güçlü olan güçsüzü ezecek, yok edecek ki kendini var edebilsin. Güçlü olan şiddete başvurarak gücünü ispat edecek ki hüküm kurabilsin. Tabi söz konusu insan gibi "medeni" olduğunu ve diğer canlılardan farklı olduğun iddia eden bir tür olunca durum değişiyor. Üstelik bu sadece bizim ülkemizin sorunu değil. Hatta kadına yönelik şiddetin en yaygın olduğu ülke Amerika Birleşik Devletleri. Ayrıca genel kanının aksine eğitim ve gelir seviyesi yükseldikçe de kadına yönelik şiddet olaylarında azalma görülmüyor. Sorunun çözümü nerede dersen bence yine "kadın"da... Hep söylüyorum, kocaları, babaları, abileri yetiştirenler bizleriz. Hepsi bizim tornamızdan geçiyor. Biz o tornadan yontulmamış kalas da çıkarabiliriz, ince işlenmiş sanat eserleri de...

NzN dedi ki...

femida,
herkes ne kadar da kötümser bakıyor bu konuya!! benim hala inancım var bize. öyle ya da böyle doğru yolu bulacağız... ama dediğin gibi sapkınlık diz boyu. evrimimizi hale yola koymanın bir şeklini bulmamız gerek diye düşünüyorum ben...

aysema,
höt-zötle susturulan toplum bilinçli olarak buralara getirildi ve üstüne de itina ile çalışılmaya devam ediliyor. gücü yetenin kazandığı bir dünya sadece içgüdüleri ile varlığını devam ettiren canlı grubuna has olmamalı mı sence de ?

adım adsız,
ben inadına umutluyum, inadına inançlıyım. insanlık olarak bunu yapabiliriz!! farkındalığımızı yakalamanın, egoyu yenmenin bir yolunu bulmaktan geçiyor çözüm. fakat şu şartlarda ne kadar zor onu da farkındayım. yine de umutluyum ama :) kendin için yaptığın her şey zaten insanlık için yapılmıştır bana göre. onun için sen kendin için en güzelini yap o yeter zaten. kocaman sevgilerimi gönderiyorum sana.

kırmızı çizmeli kedim,
dayak hiç bir canlının doğasında olamaz. olmamalı çünkü. diğer canlıların arasındaki savaş içgüdüsel ve hayatta kalmaya yönelik. insanlar dışında hangi canlı bilinçle kalkıp bir başkasına dayak atıyor ki? aslan ceylanı sırf istediği kadar yağlanmadığı için pataklıyor mu mesela?
Amerika ile ilgili benim verdiğim sadece bir örnek ki onun da olumsuz yönlerinin olduğunu biliyorum. dayak-şiddet her yerde. ne acı bi şey bu böyle!
senin bahsettiğin çözümün de doğruluğuna katılıyorum fakat bir sanat eseri çıkaracak kadının da belli bir eğitimden geçmesi gerekiyor kanımca. zira bu kadınlar ne koşullarda yetişiyor ve neyi doğruları olarak kabul ediyorlar düşünsene! sen bu kadını eğitmez ve bir çözüm önerisi, bir çıkış yolu göstermezsen o kısır döngüden kurtulamaz ki! hamster edasında kendi dolabında döner döner durur bir yandan televizyondan özendirici hayatları seyrederken...
acı ki ne acı!!!

aysema dedi ki...

Sevgili NzN,
Yazdıklarının hepsine katılıyorum. Sen olması gerekeni yazmışsın ve haklısın. Bense durum saptaması yapmak istedim, zamansızlıktan kısa yazmak durumunda kaldım.

Bizler çocuklarımızı olması gerektiği gibi yetiştiriyoruz değil mi? Sonra büyüyüp olan durumla karşılaşınca şaşırıyorlar. Suçlu da olsa güçlüyse alkışlanıyor bazıları ne yazık ki. Ama biz doğru bildiğimiz yolda yürümeliyiz. Umudumuzu yitirmeden..
Sevgilerimle...

A-H dedi ki...

bende hep merak etmisimdir insanlar bir insani dovmek icin, canini yakmak icin nasil ellerini kaldirirlar :( nasil bir manyaklik anidir ki o insan en sevdigim dediklerinin, en savunmasizlarin bile canini yakabilir...
bende sana dostluk, guzellik ve sevgi dolu bir hayat dilerim :)

Kırmızı Çizmeli Kedi dedi ki...

Hımm sesin soluğun çıkmıyor... Kayıp mı oldun?

NzN dedi ki...

A-H'cim,
evrim yolunda biraz daha gerilerde kalmış olanlar onlar. ben onlardan bile vazgeçemiyorum işte! hala inancım var böylelerinin bile kalbi sevgiyi görse çiçek açar. evet açar!!

Kırmızı'm cım cım cım,
ben bu sefer de ofis taşıyorum anacım. döneceğim ama accık işim var :)
öperim!

Adsız dedi ki...

Webmaster cok tesekkurler...

Selamlar Ebru